Evde nitelikli oyun zamanı nasıl olur?
Nitelikli oyun zamanı, çocuğunuzla yalnızca aynı odada bulunmak değil, dikkatinizi tamamen ona verdiğiniz ve oyunu onun yönettiği bir zaman dilimidir. Filial terapide ve çocuk-ebeveyn ilişki terapisinde (CPRT) ebeveynlere öğretilen "özel oyun zamanı" bunun yapılandırılmış bir biçimidir. Evde yapılan bu oyun terapinin yerini tutmaz, ama ilişkiyi güçlendiren ve çocuğun kendini görülmüş hissetmesini sağlayan bir alışkanlığa dönüşebilir.
- Belirli bir zaman seçin: Haftanın aynı gününde ve saatinde, çocuğunuzun yorgun ya da aç olmadığı bir anı tercih edin. Uzun olması gerekmez; düzenli olması daha önemlidir.
- Telefonu uzaklaştırın: Bu zaman diliminde mesaj, arama ve ekran olmasın.
- Oyuncakları sınırlayın: Bebek ailesi, arabalar, hayvan figürleri, oyun hamuru, boya kalemleri ve birkaç kukla yeterlidir. Kuralları belli kutu oyunları ve elektronik oyuncaklar yerine hayal gücüne açık oyuncakları seçin.
- Yönetimi çocuğa bırakın: Ne oynanacağına o karar versin. Siz izleyin, eşlik edin ve yaptığını sözcüklerle anlatın: "Arabayı tepeye kadar çıkardın."
- Öğretmeyin, sorgulamayın: Renkleri sormak, "Doğrusu böyle" demek ya da soru yağmuruna tutmak oyunu bir derse dönüştürür.
- Sonucu değil çabayı fark edin: "Çok güzel olmuş" yerine "Kuleyi yapmak için çok uğraştın" gibi cümleler, çocuğun kendi çabasını görmesine yardım eder.
Duyguları yansıtmak ne demektir?
Duyguları yansıtmak, çocuğun yaşadığı duyguyu yargılamadan ve hemen düzeltmeye çalışmadan adlandırmaktır. "Ağlanacak bir şey yok" ya da "Bu kadar kızma" demek yerine "Kulen yıkılınca çok kızdın" veya "Arkadaşın gelmeyince hayal kırıklığına uğradın" demek, çocuğa duygusunun anlaşıldığını ve bir adı olduğunu gösterir. Duygularını adlandırabilen çocuklar onları zamanla daha kolay düzenler.
Duyguyu kabul etmek, her davranışı kabul etmek anlamına gelmez. Öfke anlaşılabilir bir duygudur; kardeşe vurmak ise kabul edilebilir bir davranış değildir. Büyük çocuklarda ve ergenlerde aynı ilke daha olgun bir dille sürer: "Bu seni gerçekten üzmüş gibi görünüyor." "Neden böyle yaptın?" sorusu ise çoğu zaman çocuğu savunmaya iter; onun yerine ne hissettiğini merak ettiğinizi göstermek daha çok işe yarar.
Sınır nasıl konur? Landreth'in ACT modeli
Oyun terapisinin önde gelen isimlerinden Garry Landreth, terapötik sınır koymayı üç adımlı bir modelle anlatır. Model oyun odası için geliştirilmiştir, ama evde de kullanılabilir:
- A – Duyguyu kabul edin (Acknowledge): "Kardeşine çok kızdın."
- C – Sınırı söyleyin (Communicate): "Ama kardeşin vurulmak için değil."
- T – Kabul edilebilir bir seçenek gösterin (Target): "Kızgınlığını bu yastığa vurarak ya da bana anlatarak gösterebilirsin."
Sınır kısa, sakin ve suçlamayan bir dille söylenir; uzun açıklamalar ve nasihatler sınırın etkisini azaltır. Çocuk sınırı tekrar zorlarsa bir seçim sunulur: "Kalemi kâğıda çizmeyi seçersen kullanmaya devam edersin; duvara çizmeyi seçersen kalemi bugün kaldırmayı seçmiş olursun." Burada önemli olan, söylediğinizi sakin bir şekilde uygulamaktır. Sınır gerektiren başlıca durumlar; çocuğun ya da başkalarının güvenliği, eşyaların zarar görmesi ve sosyal olarak kabul görmeyen davranışlardır.
Ekran süresi: DSÖ ve AAP ne öneriyor?
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2019'da yayımladığı beş yaş altı çocuklara yönelik fiziksel etkinlik, hareketsiz davranış ve uyku rehberinde ekran için şu önerileri yapar:
| Yaş | DSÖ önerisi |
|---|---|
| 1 yaş altı | Ekran süresi önerilmez. |
| 1 yaş | Televizyon, video izleme ya da bilgisayar oyunu gibi hareketsiz ekran süresi önerilmez. |
| 2 yaş | Hareketsiz ekran süresi günde 1 saati geçmemeli; daha azı daha iyidir. |
| 3–4 yaş | Hareketsiz ekran süresi günde 1 saati geçmemeli; daha azı daha iyidir. |
DSÖ, oturarak geçen zamanın ekran yerine bakım verenle kitap okuma, hikâye anlatma, şarkı söyleme ve yapboz gibi etkinliklerle geçirilmesinin çocuğun gelişimi için çok önemli olduğunu vurgular.
Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ise yalnızca saat sınırına odaklanmak yerine içeriğin niteliğine, ekranın hangi bağlamda kullanıldığına ve aile içi konuşmaya ağırlık veren bir yaklaşımı benimsemiştir. AAP'nin güncel önerilerinden bazıları şunlardır:
- 18 aydan küçük bebekler gerçek yaşamdaki etkileşimlerden öğrenir; tek başına ve yoğun ekran kullanımı dil ve sosyal becerilerin gelişimini olumsuz etkileyebilir.
- Bir aile medya planı hazırlayın: Ekranın ne zaman, nerede ve ne için kullanılacağını birlikte belirleyin.
- Yemek saatlerini ve yatak odalarını ekransız tutun; özellikle yatmadan önceki bir saatte ekranı kapatın.
- Çocuğunuzla birlikte izleyin ve oynayın; böylece ne izlediğini ve nasıl etkilendiğini görürsünüz.
- Kişisel tablet ve telefonu mümkün olduğunca erteleyin; ortak kullanılan cihazlar takibi kolaylaştırır.
- Kendi ekran alışkanlıklarınızla örnek olun.
Tutarlı kurallar neden önemlidir?
Çocuklar kuralları, kurallar her gün aynı biçimde uygulandığında öğrenir. Bir gün izin verilen bir şey ertesi gün yasaklanıyorsa ya da anne bir şey, baba başka bir şey söylüyorsa çocuk kuralların pazarlığa açık olduğunu öğrenir. Birkaç öneri:
- Az sayıda, açık ve yaşa uygun kural belirleyin.
- Kuralları olumlu bir dille söyleyin: "Koşma" yerine "Evin içinde yürüyoruz."
- Anne ve baba olarak kurallarda önceden anlaşın; anlaşmazlıkları çocuğun yanında değil, kendi aranızda konuşun.
- Kural çiğnendiğinde ne olacağını önceden söyleyin ve sonucu davranışla ilişkili tutun.
- Uyku, yemek ve ödev saatleri gibi günlük rutinleri mümkün olduğunca sabit tutun.
Holistik Psikoterapi'nin kurucusu Erdem Akgün de DEHB'ye farklı bir bakış söyleşisinde, tutarsız kuralların ve ebeveynle oyun eksikliğinin bazı çocuklarda dikkat sorununa benzeyen bir tablo oluşturabileceğini anlatıyor.
Bu öneriler yetmediğinde ne yapmalı?
Bu öneriler pek çok ailede gündelik yaşamı kolaylaştırır, ama her güçlüğü çözmeye yetmeyebilir. Haftalardır süren ve gündelik yaşamı zorlaştıran bir sorun varsa çocuk ne zaman psikoloğa götürülmeli sayfasına göz atabilirsiniz. Ebeveynin etkin rol aldığı terapi yaklaşımlarını ise yöntemler sayfasındaki filial terapi bölümünde bulabilirsiniz.