Oyun terapisinin tanımı
Oyun terapisi, çocukların duygularını, düşüncelerini ve yaşantılarını oyun yoluyla ifade etmelerine ve işlemelerine yardım eden, eğitimli bir terapistin yürüttüğü bir psikoterapi yöntemidir. Alanın uluslararası meslek kuruluşlarından Association for Play Therapy (APT), oyun terapisini şöyle tanımlar:
Kuramsal bir modelin sistemli biçimde kullanılmasıyla kurulan kişilerarası bir süreç; bu süreçte eğitimli oyun terapistleri, danışanlarının psikososyal güçlükleri önlemesine ya da çözmesine ve sağlıklı bir büyüme ve gelişmeye ulaşmasına yardım etmek için oyunun terapötik gücünden yararlanır.
Bu tanımda üç unsur öne çıkar. Birincisi, oyun terapisi rastgele oyun oynamak değildir; çocuk merkezli, deneyimsel ya da bilişsel davranışçı gibi bir kuramsal çerçeveye dayanır. İkincisi, süreci bu alanda eğitim almış bir terapist yürütür. Üçüncüsü, değişimin temelinde çocukla terapist arasında kurulan güvenli ilişki vardır. İngiltere'deki oyun terapistleri derneği BAPT da terapötik bir ilişki içinde yürütülen oyun terapisini, öğretmenlerin ya da bakım verenlerin de kullanabildiği daha genel "terapötik oyun" etkinliklerinden ayırır.
Oyun neden çocuğun dilidir?
Küçük bir çocuk "Annemle babam ayrıldığından beri kendimi güvende hissetmiyorum" diye bir cümle kuramaz; soyut duyguları sözcüklere dökme becerisi yıllar içinde gelişir. Ama aynı çocuk, oyuncak evdeki bebeği bir odadan ötekine taşıyıp durabilir ya da bir kuleyi defalarca yıkıp yeniden yapabilir. Oyun terapisinin önde gelen isimlerinden Garry Landreth bunu, oyuncakların çocuğun sözcükleri, oyunun ise onun dili olduğunu söyleyerek anlatır.
Oyun, çocuğa zor duygulara güvenli bir mesafeden yaklaşma imkânı da verir. Korktuğu şeyi doğrudan anlatmak yerine bir oyuncak hayvanın başına gelenler üzerinden anlatabilir. Dünya Sağlık Örgütü, travma sonrası stres yaşayan küçük çocuklarda belirtilerin çoğu zaman davranışlarla ortaya çıktığını ve yaşanan olayın oyunda ya da çizimlerde yeniden canlandırılabildiğini belirtir. Bir sahneyi tekrar tekrar kurmak, çocuğun yaşadığı şeyi anlamlandırma ve onun üzerinde bir tür hâkimiyet kurma çabası olabilir.
Oyun odasında neler bulunur?
Oyun odası, rastgele doldurulmuş bir oyuncak dolabı değildir. Oyuncaklar, çocuğun farklı duyguları ve temaları ifade edebilmesine imkân verecek biçimde seçilir ve genellikle üç gruptan oluşur:
- Gerçek yaşamı yansıtan oyuncaklar: bebek ailesi, oyuncak ev, mutfak gereçleri, arabalar, doktor çantası.
- Güçlü duyguları ifade etmeye yarayan oyuncaklar: vahşi hayvan figürleri, dinozorlar, kuklalar, yumuşak toplar.
- Yaratıcı ifade malzemeleri: boya, kâğıt, oyun hamuru, kum tepsisi ve minyatür figürler.
Oyuncakların sayıca çok olması gerekmez; çocuğun seçim yapabilmesi ve odanın her seferinde aynı düzende olması daha önemlidir. Bu tutarlılık, çocuğa burada neyle karşılaşacağını öngörebildiği güvenli bir alan sunar.
Oyun terapistinin rolü nedir?
Oyun terapisti çocuğun öğretmeni, hakemi ya da sıradan bir oyun arkadaşı değildir. Çocuğun oyununu dikkatle izler, ona eşlik eder ve oyunda beliren duyguları adlandırır: "Kule yıkılınca çok kızdın" ya da "Bu ayıcık şimdi yalnız kalmış gibi görünüyor." Çocuğun kendi kararlarını vermesine alan açar, gerektiğinde güvenlik için sınır koyar. Çocuk merkezli yaklaşımlarda oyunu çocuk yönlendirir; bazı yaklaşımlarda ise terapist belirli bir konuya yönelik oyun ya da etkinlik önerir. Bu yaklaşımların farklarını yöntemler sayfasında bulabilirsiniz.
Terapistin işi oyun odasıyla sınırlı değildir. Çocuk terapisi ailenin iş birliğiyle yürür: Süreç boyunca ebeveynlerle düzenli görüşmeler yapılır, çocuğun evdeki değişimi birlikte değerlendirilir ve evde yapılabilecekler konuşulur. Evde uygulayabileceğiniz oyun ve sınır koyma önerileri için ebeveyn rehberine göz atabilirsiniz.
Oyun terapisi hangi durumlarda tercih edilir?
Oyun terapisi; kaygı ve korkular, ayrılık kaygısı, öfke patlamaları ve davranış sorunları, boşanma, taşınma ya da kardeş doğumu gibi aile içi değişiklikler, yas ve kayıplar, travmatik yaşantılar, içe kapanma ve sosyal ilişki güçlükleri gibi pek çok durumda kullanılır. Araştırmalar da bu kullanımı destekler: 1953–2000 yılları arasında yapılmış 93 kontrollü çalışmayı bir araya getiren bir meta analiz, oyun terapisinin genel olarak olumlu etkiler gösterdiğini, bu etkilerin yaş, cinsiyet ve başvuru nedenine göre benzer olduğunu ve ebeveynlerin sürece katıldığı çalışmalarda etkinin daha belirgin olduğunu bildirmiştir. Yine de her çocuğun ihtiyacı farklıdır; oyun terapisinin uygun olup olmadığına ön değerlendirmeden sonra karar verilir.
Oyun terapisi hangi yaşlar için uygundur?
Oyun terapisi en çok 3–12 yaş arasındaki çocuklarla kullanılır. Bu yaşlarda çocuk hem oyunla kendini ifade edebilecek kadar gelişmiştir hem de duygularını sözcüklerle anlatmakta henüz zorlanır. Üç yaşından küçük çocuklarda çalışma çoğunlukla ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişki üzerinden yürür; ebeveyn rehberliği ve gelişim takibi ön plandadır. Gelişimle ilgili bir sorunuz varsa gelişim değerlendirmesi sayfası size yol gösterebilir.
Dokuz ile on iki yaş arasındaki çocuklarda oyun yavaş yavaş kutu oyunlarına, çizime, kum tepsisine ve sohbete doğru genişler. Terapist, çocuğun ilgi ve olgunluk düzeyine göre bu araçları bir arada kullanır.
Ergenlerde oyun terapisi nasıl uyarlanır?
Ergenlere oyuncaklarla dolu bir oda çoğu zaman "çocukça" gelir. Bu yüzden oyun terapisinin ilkeleri ergenlerde farklı araçlarla sürdürülür: kum tepsisinde sahne kurmak, resim ve kolaj gibi sanat çalışmaları, müzik, kart ve strateji oyunları, metaforlar ve hikâye yazımı. Bu araçlar, doğrudan konuşmakta zorlanan bir gencin duygularını dolaylı yoldan ifade etmesini kolaylaştırır; görüşmeler ilerledikçe konuşmanın payı artar. Ergenin mahremiyet ve özerklik ihtiyacı bu dönemde daha da önem kazanır, ebeveynlerin süreçteki yeri de buna göre yeniden düzenlenir. Holistik Psikoterapi'de ergenlerle yürütülen çalışmalar hakkında ergen terapisi sayfasından bilgi alabilirsiniz.